Dîk ~ ديك
Lehce-i Osmani - Dîk ~ ديك maddesi. Sayfa: 416 - Sira: 9

Lehce-i Osmani; Dîk maddesi. osmanlıcada Dîk ne demek, Dîk anlamı manası, Dîk osmanlıca nasıl yazılır. Osmanlıca sözlükte Dîk hakkında bilgi. Arapça Dîk ne demek. Arapça osmanlıca sözlük. Farsçada Dîk anlamı
Lehce-i Osmani - Ahmed Vefik paşa - ديك Dîk ne demek. osmanlıca yazılışı anlamı manası..
Dîk ~ ديك güncel sözlüklerde anlamı:
DiK ::: Horoz.
DiK ::: Darlık, sıkıntı. Gam. Kalbe sıkıntı veren.
dîk ::: (a. i. c. : diyeke. edyâk) : horoz.
dîk-i ebyâz ::: Cennet'te bir kuş.
dîk-ül-arş ::: "sidret-ül-müntehâ" da bulunan ve bağırtısiyle Cennet'teki meleklere namaz zamanını bildirecek olan tavus şeklinde bir melek.
dîk ::: (a. i.) : dar olma, darlık.
dîk-ı nefes ::: nefes darlığı, tıknefes.
dîk ::: ince, dar.
Dik :::
- Yatay bir düzleme göre yer çekimi doğrultusunda bulunan, eğik olmayan
Örnek: Sağlam yapılı, dik duruşlu bir gençti o yıllarda. N. Cumalı - Eğimi dike yakın olan
Örnek: Dik bir dereye indiler. Ö. Seyfettin - Yatık durmayan, sert.
- Sert, kalın, tok (ses)
Örnek: Sesi dik ve küstahtı, söylediklerini aşağı salonda bekleşen komşular işittiler. A. İlhan - Sert (bakış).
- Ters, aksi (söz).
- Kaba, yersiz (davranış)
Örnek: Kaba denilecek kadar ani ve dik bir davranışla halasını bıraktı ve kalktı. H. E. Adıvar - Birbirine dikey olan doğrulardan oluşmuş.
- bk.dikme.
dîk ::: ince , dar , darlık , sıkıntı , gam , kalbe sıkıntı veren
dik ::: horoz
dik ::: dikey, sarp, sert, yalçın
DÎK :::
DİK :::